Görsel Günlük

Görsel Günlük

14 Ağustos 2012 Salı

Güneşin Halleri

                                                         Karebilye/ Polenezköy-İst/2012
                                                       Karebilye/Küçükçekmece-İst/2011
                                                       Karebilye/Küçükçekmece-İst/2011
                                                        Karebilye/Tavaklı-Çanakkale/2010
                                                             Karebilye/Yenikapı-İst/2011
 
                                                              Karebilye/Yenikapı-İst/2011
                                                           Karebilye/Çamlıca-İst/2012


                    Güneşin halleri işte kimini fazla ısıtıyor, kimini fazla aydınlatıyor, kimi ışığından gerçekten mahrum, kimi de görmek istemiyor. Biz baktıkça, biz anlamlandırdıkça değişiyor güneşin halleri. Nasıl görmek istiyorsak öyle görüyoruz bazen kırmızı bazen beyaz bazen sarı sıcak.Her gün tekrar tekrar doğup battıkça büyüyoruz ve hiç bir zaman ertesi günkü gibi bakmıyoruz dünyaya.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Selam Dünyalı Biz Dostuz !

                                                  Karebilye- İstanbul/Bakırköy 2011

                          Az önce CNN Türk'te Haktan Akdoğan (ufocu) konuktu.Türkiye' de  Uzaylıların  160 kişiyi alıkoyduklarını yani onlarla iletişime geçtiklerini ve 11 kişiye Uzaylılar tarafından çip takıldığını söyledi. Gel de hayal kurma şimdi. Ne yapacağım ben Uzaylı gözlemlemeye mi çıkacağım, tut ki çıktım görebilecek miyim.., derken ön hazırlık yapayım dedim ve yine eldeki imkanlarla bir Ufo fotoğrafı çizdim.Şimdi birazda google yardımıyla araştırma yapacağım, bakalım daha neler göreceğim.
                       
                        Sevgili Uzaylı kardeşlerim sizi tanımak isterdim, yani en azından fotoğraflamak ne gerek var böyle photoshopmuş falanmış filanmış beni uğraştırıyorsunuz, her gün 15 dakikamı sizin için ayırabilirim. Şimdi hakkınızda sıkı bir araştırma yapacağım buradan başlıyorum. :)

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Saklambaç

                                                       Saklambaç-Hide and Seek

                           Herkes nerede olduğumuzu bilir buna rağmen anlamsız bir saklanma çabamız vardır bazen, çocukça ve korkakça.Anlamsız korkulardır yaşamak.Oysa ki saklanmanın sonu yok.

                           Sahi neden saklanır insan en çok?



Bir alıntı yapmalıyım belki de ,dilim dönmeyecek tam olarak açıklamaya.

"bir insan diğerinden nasıl daha gerçek olabilir? eh, kimileri gerçekten saklanır, kimileri de arar. belki saklananlar, karşılaşmalardan kaçarak, süprizlerden sakınarak, mal varlıklarını koruyarak, fantezilerini dikkate almayarak, duygularını kısıtlayarak, yaşantının göbek dansı eşliğindeki pan flütünden uzak durarak saklananlar; belki de o insanlar, zenci düşmanlarıyla konuşmayı reddedenler ya da zenci düşmanı iseler entellektüellerle konuşmayı reddedenler, ayakkabılarını çamurlamaktan ya da burunlarını ıslatmaktan korkanlar, canlarının çektiği şeyi yemekten korkanlar, kazanmak için düşük olasılıklı bahse girmekten korkanlar, otostop yapmaktan, trafik kurallarını çiğneyerek yürümekten, izbe meyhaneleri yürüyerek dolaşmaktan, düşünüp taşınmaktan, şap diye öpmekten, manen yükselmekten, salınmaktan, aheste yürümekten, yumruk atmaktan ya da ay çığırtkanlığı yapmaktan korkanlar, belki de böyle insanlar cidden sahtedir. aksini iddia eden düzmece bir hümanist, dilinin yalancılar cehennemi'ndeki kızgın kütüklerin üstünde kızartılmasına mahkumdur belki. kimileri saklanır, kimileri arar. aramak, akılsız, nevrotik, deliye dönmüş bir halde ya da korkakça yapıldığında bir saklanma biçimi olabilir. ama öğrenmeyi isteyen, aramaktan korkmayan ve aradığını buldu mu da kıçını dönüp gitmeyen insanlar vardır. bu insanlar aradıklarını asla bulmasalar bile yine de iyi vakit geçirirler; çünkü hiçbir şey, korkunç gerçeğin ne kendisi ne de yokluğu, yeryüzünün tatlı havasından çekilen tek bir dürüst nefesi onların elinden alamaz."

still life with woodpecker - tom robbins

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Fotoğraf Makinelerim



                 İlk olarak bir DianaMini'ye sahip oldum, abimin hediyesiydi, çalışır durumda.
                 Daha sonra Zenit'in o dayanıklı gövdesine hayran kaldım ve internetten bir Zenit  sipariş verdim.Zenit'i ilk elime aldığımda bütün fonksiyonları çalışır durumdaydı fakat biraz kurcalayarak film sarma düğmesini kırdım. O kadar hevesle çekmiştim ki fotoğrafları.. ama sararken, filmi çıkartmaya çalışırken her şey tepetaklak oldu, çektiğim bütün fotoğraflar bir film şeridi halinde geçiverdi gözlerimin önünden. Çektiğim fotoğraflar artık yoktu.Yapamamıştım yani çok basit bir şeyi filmi makineden çıkarmayı başaramamıştım. Böylece Zenit ile fotoğraf çekme macerama bir son verdim.
                 Gök kuşağı desenli sevimli polaraid'e ise bir eskicide rastladım ve o anda benim olması gerektiğini düşündüm. Benim olmalıydı, kitaplığımın bir rafında durmalıydı usul usul ve öyle oldu da.

Fiyatlarını merak edenlere :Zenit 70 TL , poloraid ise tam olarak 25 TL.

Ve...daha bir sürü almak istediğim eski model fotoğraf makinesi var, sıradaki körüklü bir polaraid.

28 Haziran 2012 Perşembe

Duman Çalışmaları



                               
                                                     -Tütsü dumanı ile yaptığım çalışmalarım-
      Boş kalmasın istiyorum bu fotoğrafların altı ve kütüphanemden hemen bir kitap seçip, açıyorum ilk sayfasını.Ne bileyim böyle mistik bir hava yaratmak istedim birden.Mevlana vardı ilk aklıma gelen bir de Halil Cibran.Halil Cibran'ı seçtim.Kum ve Köpük kitabımız , Aforizmalardan oluşuyor.Şu anda yazmamam gerektiğini de düşünüyorum bir yandan. Gelgitler...Gelgitler...Siz en iyisi alın kitabı okuyun, ben  yazmayacağım.Ay.. ne kötü bu kararsızlık.


Duman nasıl fotoğraflanır derseniz burada.

15 Haziran 2012 Cuma

Çatalca-Mangal Kömürcüleri






                                                     
                                                           Türkiye-İstanbul-Çatalca
               Yaklaşık 10- 15 dakika kadar fotoğraf çektik bu mekanda, duramadık dumandan varın orada çalışanları düşünün,mangal kömürü deyip geçmemek lazım.

14 Haziran 2012 Perşembe

Bunlarda benim converselerim

                                                       



Baktım ki çok moda Converseleri boyamak, çantaları fotoğraflarla süslemek. Hemen bizim fotoğrafları karıştırdım,sonrasında google yardımıyla boş bir converse bot ve boş bir kanvas çanta buldum. Hemen eldeki  
olanakları kullanarak modaya uygun bir kaç parça tasarladım.Özgür'ün çektiği  duygusal fotoğraf çok yakıştı çantaya .Bu arada Converse giymeyi de hiç sevmem ama 
bu kadar kişiselleştirilebilecek bir ürün daha tanımıyorum converse üstüne.Fikirlerim değişebilir mi ? Değişebilir. Geçen yayınlardan birinde Uğur böceklerinden başka sevimli bir böcek yok dedim ama şu an bir tane daha eklendi listeye o böcekçikte Yusufçuk .Yazı farklı bir taraflara gitmeye başladı iyice, Conversten girip Yusufçuktan çıkmayı başarabildim ama anafikri verebildiğimi düşünüyorum.